Aşı kararsızlığı

0
531

Dünya çapında yıllardır çalışan aşı karşıtları acaba korona aşısı bulunduğunda ne yapacaklar? Hâlâ aşıya karşı olmaya devam edecekler mi? Yoksa aşı kuyruğunda öne geçmek için insanlara dirsek mi atacaklar?

Bence ikinci ihtimal gerçekleşecek. Ucunda ölüm var çünkü ve açıkça da görülüyor. Şimdi aşı yaptırmayan çıksın sıkıysa da görelim.

İnternet üzerinden öyle örgütlü çalışıyorlar ki başarılı olmamaları mümkün değil. Aşı karşıtı yapamasalar da dünya çapında milyonlarca ‘aşı kararsızı’ yaratıyorlar. Olan da çocuklara oluyor!

Sürekli sosyal medyada aşılara dair komplo teorileriyle karşılaşanlar “Kararsız” oluveriyor. Aşı kararsızları her geçen gün daha da artıyor. Asıl tehlike aşı karşıtları değil kararsızları. Kolay etkilenebilen cahil kesim!..

Aşı yaptırmamakta imtina edenlere “Kuduz bir köpek tarafından ısırıldığında kuduz aşısı yaptırmaz mısı?n” diye sorunca “Elbette yaptırırım!” yanıtı geliyor oysa… Ucundaki ölümü görünce tavır değişiveriyor anında… 

Peki çocuğuna menenjit aşısı yaptırmamanın mantığı nedir? O da ölümcül. Hatta tedavi olunsa bile sakatlanma, zekâ geriliği, işitme eksikliği ve uzuvların kesilmesi gibi sonuçlar doğuran kritik bir hastalık.

Koronanın en iyi yanı aşı karşıtlarını taca çıkarmak olacak. Aşı kararsızlarının sayısı da ciddi oranda azalacaktır.

Çiçek aşısı bile bu topraklardan çıkmışken aşı kararsızı olmanın anlamı yok. Biraz bilinmeyen tarihe bakalım:

Aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluğu döneminde başladı. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisi’nin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” (varilasyon metodu) yapıldığını hayretle bildirmektedir. Bu mektup aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgedir. 
Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet başkanlarına maddi katkı için yazı yazar, yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaşması sonrasında, 2. Abdülhamit yardım yapabileceğini ancak çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluşturulur, Pasteur’a Mecidiye Nişanı ile birlikte 10.000 altın yollanır, aynı zamanda Osmanlı’dan 3 kişinin de yanında asistan olarak yetiştirilmesi istenir.

Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den müderris Alexander Zoeros Paşa’nın başkanlığı altında, Kaymakam (yarbay) Dr. Hüseyin Remzi ve Kaymakam (yarbay) Veteriner Hüseyin Hüsnü beylerin gönderilmesine karar verilir. Daha sonra bu ekip çalışmalara temel teşkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiş bir kemik iliği ile Osmanlıya geri döner. 1887’nin ocak ayında Zoeros Paşa’nın kliniğinde Daûl-Kelp ve Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünyada üçüncü, Doğu’nun ise ilk kuduz merkezi olmuştur. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiştir.

1885’te dünyada ilk defa çiçek aşısı uygulaması için Osmanlı’da kanun çıkarılır…

Çiçek aşısının hikâyesi işte böyle…

Aşı karşıtlarına ve kararsızlara duyurmuş olalım…

Aslında korona aşısı çıktığında en son aşı karşıtlarına enjekte edeceksin. Biraz anlasınlar hatalarını zıpçıktılar!..

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
Lütfen isminizi girin